Bir ayağı bir yerde olmak
O yere sık sık gitmek.
Görevlilerin sık sık yerlerini, görevlerini değiştirmek.
O yere sık sık gitmek.
Sık sık düşünce, iş ya da tutum değiştirmek.
"Bir dalda dursaydı başına bu iş gelmeyecekti."
Bir işi sık sık değiştirip verilmesi gereken önemde ele almamak, küçümsenir duruma getirip değerinden düşürmek.
"Ne biçim adamlarsınız siz, bu güzel işi çocuk...
Sık sık söylemekten bıkmak, usanmak.
"Size söyleye söyleye dilimde tüy bitti."
Yakın arkadaşlık etmek.
Yasa ve gelenek dışı kadın ve erkekle birlikte yaşamak veya sık sık bir araya gelmek.
"Seni bu hâle getirenler düşüp kalktığın...
Bir şeye, bir kimseye sık sık bakarak ne durumda olduğunu kontrol etmek, dolayısıyla kötü bir sonuca meydan vermemeye çalışmak.
"Gözünüz üzerinde olsun,...
Daha önce meydana gelmiş bir olayı ya da bir işi bir düşünceyi yeniden, sık sık tekrarlamak.
Sık sık iş değiştirmek.
Çıkar sağlamak için değişik kılıklara girmek.
Koşarak, sık sık soluyarak, heyecanlı ve yorulmuş bir şekilde (gelmek).
"Kapıdan içeri nefes nefese girdi."
Bir kimsenin durumu, huyu sık sık değişir olmak.
"Ona güvenemem, çünkü saati saatine uymaz."
Zor nefes alarak; heyecan, telâş, yorgunluk veya bitkinlikle; koşmaktan güçlükle, sık sık soluyarak.
"Soluk soluğa içeri girdi."
Bir konuda birbirine uymayan kararlar almak, kararsızlık yüzünden bir konuda sık sık fikir değiştirmek.