Acısını çıkarmak
Gördüğü maddi ya da manevi zararı karşılayacak bir iş yapmak.
Öç almak.
İş ortağını, kazanç göstermeden ya da zarara sokarak, ortaklıktan ayırmak.
Gördüğü maddi ya da manevi zararı karşılayacak bir iş yapmak.
Öç almak.
Herhangi bir iş için gereken yetenekli, işe yarar kimselerin bulunmadığı ya da az bulunduğu yerde ve zamanda.
Yapılması zor iş, güç iş , zahmetli iş.
İçinde çıkılması ya da altında kalkılması, yapılması, başarılması güç iş, güç sorun.
Sevilen birinin ölümü ya da toplumca uğranılan bir acı dolayısıyla ağıt özelliği taşıyan bir şiir yazmak ya da böyle olaylarla ilgili olarak ağıt söylemek.
Yararlanılacak şeyde kendisine ortak ya da rakip olacak kimseler ortadan çekilmek.
Yararlanılacak şeyde kendisine ortak ya da rakip olacak kimseler ortadan...
Bir iş ya da konu üzerinde kuşku uyandıracak söz söylemek.
"Lütfen sus, ortaya bir balgam atıp da insanı huzursuz etme."
Sık sık düşünce, iş ya da tutum değiştirmek.
"Bir dalda dursaydı başına bu iş gelmeyecekti."
Yapılan bir iş ya da hizmette az da olsa çabası, emeği bulunmak.
"Haydi durmayın, çorbada sizin de tuzunuz bulunsun!"
Şakadan hoşlanmamak.
Bir iş ya da durum dikkatsizliğe, önemsenmemeye gelmemek.
"Bu iş şaka götürmez beyler, dikkat edin!"
Zamanını yararsız, gereksiz, boş işlerle ya da hiç iş yapmadan, boş yere geçirmek.
"Bu kazanç getirmeyen işle bütün vaktini öldürecek misin yani?"
"Giriştiğim iş beni ya büyük bir varlığa ve mevkiye ulaştıracak ya da mahvedecek, batıracak" anlamında söylenir.