Akıl bu ya!
Doğru olmasa da aklı onu bu davranışa itti.
Bu onun arayıp da bulamadığı şeydir. Onu büyük gönül borcuyla karşılar.
Doğru olmasa da aklı onu bu davranışa itti.
"Ne kadar çaba gösterse, ne yapsa da" anlamında kullanılır.
"Ağzıyla kuş da tutsa, artık bu eve adım atamaz."
Belli değil, Cenab-ı Hak`tan başka kimse bilmez.
"Allah bilir bu sırrın iç yüzünü."
Bana öyle geliyor ki.
"Allah bilir esrar da alıyordur bu çocuk."
Bir işini yapmasına, bulunduğu yerden ayrılmasına engel olmak.
"Bu çocuk ayağıma bağ oldu, onu bırakıp da bir yere gidemiyorum."
Bu da onun gidişinde, davranışında.
Size güzel bir şey sunamıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.
Bu işi yarım yamalak yapıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.
Bir sözü ya da davranışı iyi karşılanmadığı için utanmak, utanacak duruma düşmek.
"Onun düşüncesinin hiç de doğru olmadığını söylediğim zaman amma da bozum...
Büyük bir tehlikeyi göze alarak bir işe girişmek.
Çok fazla para koyarak kumar oynamak.
"Büyük oynadım, ya kaybedeceğim, ya da kazanacağım."
İhtiyacı olduğu hâlde arayıp da bulamadığı şeylerden saymak.
"Yalnızca su mu? Canıma minnet, çabuk ver."
Farkında olmadan karşısındakini kıracak ya da kötü bir sonuca yol açacak söz söylemek, davranışta bulunmak.
"Onun da çam devirmede üstüne yok hani."
İşine son verilerek bir yerden uzaklaştırılmak.
Ölmek ya da öldürülmek.
"Onun da defterini dürecekler yakında.
İşlediği bir suçu ya da kabahati birinin açıkça yüzüne söyleyip onun utanmasına yol açmak.
"Suçunu sakın yüzüne vurup da utandırma onu."