Açmaz vermek
Karşısındaki oyuncunun nükteli söz söylemesine olanak veren bir söz söylemek.
Kişinin onuruna dokunan, gönlünü inciten, dayanılması güç söz.
Karşısındaki oyuncunun nükteli söz söylemesine olanak veren bir söz söylemek.
Yapılması güç gelmek.
Ağrına gitmek.
Gücüne gitmek, onuruna dokunmak.
İçinde çıkılması ya da altında kalkılması, yapılması, başarılması güç iş, güç sorun.
Üzüntüsünden söz söyleyecek durumda olmamak.
Kırgınlıktan, üzüntüden ya da herhangi bir sebepten ötürü söz söyleyecek durumda olmamak.
"Boşuna uğraşma, evin...
Zulmettiği kişinin bedduasını almak.
Birinin bedduasını üstüne çekmek.
"Zalimliğine devam edersen daha çok kişinin ahını alacaksın."
Bir kimsenin koruyuculuğundan güç almak.
Bir kimsenin himayesinden güç almak.
"Arkasını kaymakama vermiş pervasızca konuşuyor, yolu burdan geçireceğim diyor."
Yaptığın iş, söylediğin söz çok yerinde. Ben de öyle düşünüyordum.
"Yaptığın iş, söylediğin söz çok yerinde; Allah senden razı olsun" anlamında hoşnutluk,...
Farkında olmayarak karşısındakine dokunacak söz söylemek.
Bilmeyerek karşısındakini kıracak söz söylemek, pot kırmak.
"Baltayı taşa vurunca öyle utandı ki...
Herkesin söylediği, etkisi kalmamış söz.
Etkisi kalmamış, herkesin kullana geldiği söz.
"Bırak artık şu beylik sözleri, kimseyi etkileyemiyorsun."
Oldukça huysuz olmak, kendisine hiç söz söyletmemek, kendisinin eleştirilmesine fırsat tanımamak, en küçük yergiye tahammül göstermemek.
"Amma da burnundan kıl...
Sevindirmek, hoşnut ettirmek.
Kırılan, gücenen bir kimseyi güzel söz ve davranışlarla yeniden hoşnut etmek.
"Daha fazla uzatmadan o çocukların gönlünü...
Onu inciten, onuruna dokunan söze dayanamayıp karşılık verir olmak.
"Bu sözleri kaldırmamı beklemiyordun her hâlde?"