Akıl öğretmek (vermek)
Herhangi bir konuda yol gösterip tavsiyede bulunmak, bilgi vermek.
"Sana akıl verecek bir adam da mı bulamadın?"
Kibirlenmek, böbürlenmek, büyüklenmek.
"Adam milletvekili seçilir seçilmez bizimle konuşmaz oldu, burnu büyüdü birden."
Herhangi bir konuda yol gösterip tavsiyede bulunmak, bilgi vermek.
"Sana akıl verecek bir adam da mı bulamadın?"
Daha önce düşünmemiş olduğu şeyi birden yapmaya karar vermek.
"Birden aklına esti, kalkıp sahile indi."
Kimileyin kendini iyi, doğru adam gibi gösteren hileci, dalavereci.
Daha çok şaşkınlık ve hayret hâllerini anlatır.
"Allah Allah! Nasıl oldu bu iş, aklım almıyor?"
Çok fazla sevinmek.
Dengesiz hareketlerde bulunmak, durumunu kontrol edememek, şaşkınlıktan nerede olduğunu bilememek.
"Eşinin ölümünden sonra bastığı yeri...
Burnuna koklanamayacak kadar pis bir koku gelmek, böyle bir kokudan burnu görev yapamaz olmak.
Burnuna koklanamayacak kadar pis bir koku gelmek, böyle bir...
Kendini çok beğenmiş, kibirli (olmak).
"Burnu havada gezenlerden hiç hoşlanmam."
Herkese yukarıdan bakar, kibirli (olmak).
"Burnu büyümek.
",
"Burnu havada."
Çok fazla kibirli, herkese yukarıdan bakar (olmak).
"İyi ki bir araba aldı, burnu Kaf dağında bir adam olup çıktı."
Çok kibirli, herkese çok yukarıdan bakar...
Büyüklenmek, kibirlenmek, olduğundan fazla görünmeye çalışmak.
Bir şeyin içine hava doldurmak.
"Amma da hava basıyorsun, onları korkutacağını mı sandın.?"
Kendisine ya da yakınlarına yapılan övgüden ötürü kıvanç duyup büyüklenmek, böbürlenmek.
"Oğlun oldukça becerikli dedikleri zaman koltuklarım kabardı doğrusu."
Ortaya çıkmak, belirmek, oluşmak.
"Köşede bir adam peyda oldu."
Ayakta duramayacak hâle gelmek.
"Adam bir vuruşta sedyelik oldu."