Ağzına (önüne) bir kemik atmak
Aşağılık birini, küçük bir çıkar göstererek, susturmak.
Çocukları hep küçük küçük.
Aşağılık birini, küçük bir çıkar göstererek, susturmak.
Birine yaptığı küçük bir iyilik karşılığı olarak ondan büyük çıkar sağlamayı düşünmek.
Akla gelen şeylerin unutulmaması için kısaca yazıldığı küçük defter.
Hatırlanıp yapılması gereken şeylerin yazıldığı küçük defter, muhtıra defteri, ajanda.
Pek küçük kucak çocuğu.
Sıkıntıya, güç işlere alışkın olmayan, nazlı çocuk veya genç.
"Şu torbayı kaldırışına bak hele, tam bir ana kuzusu."
Çok küçük, dar.
Kendini küçük düşürerek yalvarıp yakarmak.
"İnsan ne birisinin ayağına kapanmalı, ne de birisini ayağına kapandırmalı."
Acımasızca, tekmelerle kıyasıya dövmek.
Bir şeyi küçük görerek ondan faydalanma yoluna gitmemek, o şeyi tepmek.
"Önüne serilen bütün nimetleri ayağının altına...
Verilen şey, armağan az ya da küçük de olsa, çokmuş, büyükmüş, değerliymiş gibi kabul etmek.
Yaşı küçük ama çeşitli huylar edinmiş.
Oldukça huysuz olmak, kendisine hiç söz söyletmemek, kendisinin eleştirilmesine fırsat tanımamak, en küçük yergiye tahammül göstermemek.
"Amma da burnundan kıl...
Yaşça çok küçük, pek küçük (çocuk).
"Parmak kadar çocukla iş yapılır mı?"
Henüz meme emen kuzu.
Çok küçük bebek, yavru, korunması gereken küçük çocuk.
Çok nazlı, el bebek gül bebek büyütülmüş kimse.
"Daha süt kuzusu o, nasıl kıyılıp...