Deyimler
İletişim

"Biçime getirmek" deyiminin anlamı nedir?

Tam sırasını bulmak, fırsat gözetip en uygun zamanını ve durumunu yakalamak.

Biçime getirmek deyimine benzer deyimler

Ahret kardeşi

İnanç ve ibadette birbirlerinden ayrılmayan ve bu kardeşliği ahirette de sürdüreceklerini düşünen kadınlar.

Dünya ve ahiret işlerinde birbirlerinden ayrılmayan...

Ahret kardeşi

Aslan payı

Bir paylaşmada en büyük pay.

Ortaklardan en güçlüsünün aldığı en büyük pay.

Hak edilenden daha çok alınan pay, en güçlünün aldığı pay.

Aslan payı

Beyin yıkamak

Kişiyi kendi görüş ve düşüncelerinden ayırıp başka bir görüş ve düşünceyi benimser duruma getirmek.

Bir insanı, kendine özgü düşünce ve dünya görüşüne...

Beyin yıkamak

Burnundan kıl aldırmamak

Oldukça huysuz olmak, kendisine hiç söz söyletmemek, kendisinin eleştirilmesine fırsat tanımamak, en küçük yergiye tahammül göstermemek.

"Amma da burnundan kıl...

Burnundan kıl aldırmamak

Can damarı

Bir şeyin en önemli noktası, en mühim unsuru; bir şeyin yaşaması için en önemli araç.

"Babam evin can damarıdır."

Can damarı

Can damarına basmak

Bir işin en önemli noktası üzerinde durmak, ya da bir şeyin en duyarlı noktasını açığa çıkarmak.

"Adamın en sonunda can damarına bastılar, zararı da kendileri...

Can damarına basmak

Canlı yayın

Kişilerin ses ve davranışlarını o anda ve doğrudan doğruya veren radyo ve televizyon yayını.

"Parti temsilcileri bu akşam televizyonda canlı yayında...

Canlı yayın

Çoğu gitti azı kaldı

İşin en güç, en önemli, en büyük kısmı bitti, kalanı önemsizdir.

"Ha gayret çocuklar, çoğu gitti azı kaldı."

Çoğu gitti azı kaldı

Eyüp sabrı

Peygamberlerden Hz. Eyyub` un başına gelen hastalığa sabredip, bundan dolayı şikâyet etmemesi; güçlük ve üzüntülere, hastalığa karşı sabretmesinden hareketle,...

Eyüp sabrı

İleri gitmek

Söz ve davranışta ölçü dışına çıkmak; gereksiz, aşırı davranışta bulunmak ve haddi aşmak.

"O saygısız adamın daha fazla ileri gitmesine fırsat verilmemelidir."

İleri gitmek

Tam adamını bulmak

En uygun kişiyi seçmek.

En uygunsuz kişiyi seçmek.

"Tam adamını bulmuşsunuz hani!"

Tam adamını bulmak

Zaman kollamak

Uygun bir fırsat beklemek.

Bir işin sırasını beklemek.

"Zamanını kolla öyle gir işe, zamansız girip de rezil olma."

Zaman kollamak