"Yarım ağızlı (söylemek)" deyiminin anlamı nedir?
- İsteksizce, istemeye istemeye, gönülsüzce (söylemek).
- "Demek sizi de yarım ağızla davet ettiler."
Yarım ağızlı (söylemek) deyimine benzer deyimler
"Aba altında er yatar" deyimi ve açıklaması
- Giysi kişiliği belirlemez, kaba saba giysisinin içinde de yiğit kişi bulunur.
[
Aba altında er yatar]
"Ağzının payını vermek" deyimi ve açıklaması
- Sert söz ve davranışlarla karşılık vererek bir kimseyi yaptığına pişman etmek.
- "Demek öyle, ben de senin ağzının payını vermezsem bana da Hasan demesinler!"
[
Ağzının payını vermek]
"Anca beraber, kanca beraber" deyimi ve açıklaması
- Birbirimizden ayrılmayacağız, işler iyi de gitse, kötü de gitse hep birlikte yapacağız, beraberliği bozmayacağız.
- "Bu toprağı yalnız ben mi atacağım, hayır arkadaşlar; haydi anca beraber, kanca beraber."
[
Anca beraber, kanca beraber]
"Arada çıkarmak" deyimi ve açıklaması
- Öteki işler arasında bir işi de yapıvermek.
- Yapılmakta olan işler arasından işi de yapıvermek.
[
Arada çıkarmak]
"Ayakları geri geri gitmek" deyimi ve açıklaması
- Bir yere istemeye istemeye, gönülsüz gitmek.
- "Hoşlanmadığım bu insanların yanına yaklaştıkça ayaklarım geri geri gitmeye başladı."
[
Ayakları geri geri gitmek]
"Çuhasını giymedikse kenarını kuşandık" deyimi ve açıklaması
- O güzel şeyin yabancısı değilim. Benzerlerini ben de kullandım.
- Bu konuda benim de kendi çapımda bilgim, tecrübem vardır.
[
Çuhasını giymedikse kenarını kuşandık]
"Eyere de gelir semere de" deyimi ve açıklaması
- Her işe uyar, her işe yarar, ince işler için de kaba işler için de kullanılabilir.
[
Eyere de gelir semere de]
"Sepet havası çalmak" deyimi ve açıklaması
- Birini işten çıkarmak, yol vermek, yanından uzaklaştırmak.
- "Demek bize de sepet havası çalacakmış, görürüz bakalım!"
[
Sepet havası çalmak]
"Yakasına yapışmak" deyimi ve açıklaması
- Hesap sormak ya da bir şey istemek için tutup bırakmamak.
- "Beni de götüreceksin diye yakama yapıştı, ben de getirmek zorunda kaldım."
[
Yakasına yapışmak]
"Yanıp yakılmak" deyimi ve açıklaması
- Sızlanıp şikâyet etmek, derdini döküp durmak.
- "Çoluk çocuk açtı, kimse yardım elini de uzatmıyordu, birine de yanıp yakılmayı bir türlü kendine yediremiyordu."
[
Yanıp yakılmak]
"Yol tutmak" deyimi ve açıklaması
- Yaşayışını inandığı, doğru bildiği bir düzende sürdürmek.
- "Sen de kendine özgü bir yol tuttun demek!"
[
Yol tutmak]
"Yüzü tutmamak" deyimi ve açıklaması
- Bir şey istemeye ya da söylemeye çekinmek, cesaret edememek.
- "Babamdan para isteyeceğim ama bir türlü yüzüm tutmuyor."
[
Yüzü tutmamak]