"Tüyleri diken diken olmak" deyiminin anlamı nedir?
- Korku, heyecan, endişe veya üşümekten vücuttaki tüyler, kıllar kabarmak, dikilmek.
- "Hava buz gibiydi, tüylerim diken diken olmuştu."
Tüyleri diken diken olmak deyimine benzer deyimler
"Arayı yapmak" deyimi ve açıklaması
- Arası bozuk olan kimse ile barışmak.
- Arası açık olan iki kişiyi uzlaştırıp, barıştırmak.
- "Hasan aramızı yapmasaydı biz hâlâ diken üstünde oturuyor olacaktık."
[
Arayı yapmak]
"Buz kesilmek" deyimi ve açıklaması
- Çok üşümek, donmak.
- Buz gibi soğumak, buz durumuna gelmek.
- Endişe, korku ve üzüntü veren bir durum karşısında donakalmak.
- "Öldürdüğünü sandığı adamı karşısında görünce buz kesildi."
[
Buz kesilmek]
"Buz tutmak" deyimi ve açıklaması
- Üstünde buz meydana gelmek, buzla kaplanmak.
- "Göl buz tuttu."
[
Buz tutmak]
"Diken üstünde oturmak" deyimi ve açıklaması
- Bir yerde tedirginlik duymak, her an kalkmak durumunu belirtir olmak, huzursuz olmak.
- "İnan, diken üstünde oturuyorum şurada."
[
Diken üstünde oturmak]
"Dili dolaşmak" deyimi ve açıklaması
- Heyecan, korku ya da bir hastalık sebebiyle söyleyeceğini şaşırmak, karıştırmak, açık olarak ifade edememek.
- "Babasını aniden karşısında görünce dili dolaştı, kekelemeye başladı."
[
Dili dolaşmak]
"Dört dönmek" deyimi ve açıklaması
- Bir işi yapmak için korku, heyecan, telâş, şaşkınlık içinde sağa sola koşmak, çare aramak.
- "Kadıncağız haberi alır almaz odanın içinde dört dönmeye başladı."
[
Dört dönmek]
"Ecel teri dökmek" deyimi ve açıklaması
- Çok korkmak, heyecan içinde bulunup terlemek, korku ve bunalım içinde olmak.
- "Köprüden geçerken ecel terleri döktüler."
[
Ecel teri dökmek]
"Eli ayağı buz kesilmek" deyimi ve açıklaması
- Korku, heyecan ve üzüntüden ne yapacağını bilemez duruma gelmek, donup kalmak.
- Çok üşümek.
- "Haydi elimiz ayağımız buz kesmeden girelim içeri."
[
Eli ayağı buz kesilmek]
"Hava almak" deyimi ve açıklaması
- Temiz havalı bir yere çıkarak dolaşmak, dinlenmek, ciğerlere temiz hava çekmek.
- Eline bir şey geçmemek, umduğunu bulamamak.
- İçine hava girmek.
- "Haydi, kıra çıkıp da biraz hava alalım."
[
Hava almak]
"Hava basmak" deyimi ve açıklaması
- Büyüklenmek, kibirlenmek, olduğundan fazla görünmeye çalışmak.
- Bir şeyin içine hava doldurmak.
- "Amma da hava basıyorsun, onları korkutacağını mı sandın.?"
[
Hava basmak]
"Rengi atmak" deyimi ve açıklaması
- Solmak.
- Korku, heyecan sebebiyle benzi sararmak.
- "Kumaşın rengi bir yıkamadan sonra attı."
[
Rengi atmak]
"Renkten renge girmek" deyimi ve açıklaması
- Heyecan, korku ve utanmadan dolayı yüzünün rengi değişmek, sıkılmak.
[
Renkten renge girmek]