"Kanlı canlı" deyiminin anlamı nedir?
- Sağlıklı, sapasağlam, dinç ve diri olduğu yüzünden belli olan.
- "Kanlı canlı oluncaya kadar hastanede tutuldum."
Kanlı canlı deyimine benzer deyimler
"Ahret kardeşi" deyimi ve açıklaması
- İnanç ve ibadette birbirlerinden ayrılmayan ve bu kardeşliği ahirette de sürdüreceklerini düşünen kadınlar.
- Dünya ve ahiret işlerinde birbirlerinden ayrılmayan kimseler; kan bağı olmaksızın manevî olarak kurulan kardeşlik.
[
Ahret kardeşi]
"Beyin yıkamak" deyimi ve açıklaması
- Kişiyi kendi görüş ve düşüncelerinden ayırıp başka bir görüş ve düşünceyi benimser duruma getirmek.
- Bir insanı, kendine özgü düşünce ve dünya görüşüne yabancılaştırmak, başka yönlerde düşünür ve davranır duruma getirmek.
- "Batılılar ülke insanımızın beynini yıkamaya devam ediyorlar."
[
Beyin yıkamak]
"Boyacı küpü değil ki (hemen daldırıp çıkarasın)" deyimi ve açıklaması
- O kadar kolay ve çabuk yapılacak bir iş değil. Emek ve zaman ister.
[
Boyacı küpü değil ki (hemen daldırıp çıkarasın)]
"Cadı kazanı" deyimi ve açıklaması
- Fesadın ve dedikodunun çok olduğu, herkesin birbirine düştüğü, türlü düşmanlıkların kaynaştığı, hile ve düzenlerin kurulduğu yer.
- "Mahalle bir anda cadı kazanı gibi kaynamaya başladı."
[
Cadı kazanı]
"Canlı yayın" deyimi ve açıklaması
- Kişilerin ses ve davranışlarını o anda ve doğrudan doğruya veren radyo ve televizyon yayını.
- "Parti temsilcileri bu akşam televizyonda canlı yayında tartışacaklar."
[
Canlı yayın]
"Don gömlek" deyimi ve açıklaması
- Çıplak, üzerinde sadece don ve gömlek var denilecek kadar soyunmuş hâlde.
- "Adamı, don gömlek kalacak kadar soydular."
[
Don gömlek]
"Eyüp sabrı" deyimi ve açıklaması
- Peygamberlerden Hz. Eyyub` un başına gelen hastalığa sabredip, bundan dolayı şikâyet etmemesi; güçlük ve üzüntülere, hastalığa karşı sabretmesinden hareketle, en ağır ve sürekli üzüntülerden bile yakınmayanın büyük ve uzun sabrını anlatmak için kullanılır.
[
Eyüp sabrı]
"Gönlü tok" deyimi ve açıklaması
- Fazla para ve mal istemeyen, zorunlu ihtiyacı kadarı ile yetinen, imkânları az da olsa bunu hissettirmeyen, bu durumda dahi cömert olan.
- "Onun kadar gönlü tok bir adam görmedim."
[
Gönlü tok]
"Gözlerinin içi gülmek" deyimi ve açıklaması
- Çok sevindiğini gözlerinden ve yüzünden belli etmek.
- "Sınıfını geçtiğini öğrenen Halim`in gözlerinin içi gülüyordu."
[
Gözlerinin içi gülmek]
"Kanlı bıçaklı olmak" deyimi ve açıklaması
- Birbirlerinin kanını dökecek, birbirlerini öldürecek kadar birbirlerine düşman olmak.
- "Küçücük bir tarla yüzünden kanlı bıçaklı olduk."
[
Kanlı bıçaklı olmak]
"Lafını (sözünü) bilmek" deyimi ve açıklaması
- Tutarlı ve mantıklı konuşmak, sakıncalı olmayan ve birini kırmayan sözler söylemek, saygılı ve yerinde konuşmak.
- "O daima lafını bilir bir insan olmuştur."
[
Lafını (sözünü) bilmek]
"Özü sözü bir" deyimi ve açıklaması
- Düşünceleri, söyledikleri ve yaptıkları bir olan, ne düşünüyorsa onu söyleyen, içi dışı bir olan kimse.
- "Özü sözü bir olan insanlara rastlamak gittikçe zorlaşıyor."
[
Özü sözü bir]