"Hacet kalmamak" deyiminin anlamı nedir?
- Gereği olmamak, lüzumu kalmamak.
- "Seni çağırmaya hacet kalmadı."
Hacet kalmamak deyimine benzer deyimler
"Ağzını bıçak açmamak" deyimi ve açıklaması
- Üzüntüsünden söz söyleyecek durumda olmamak.
- Kırgınlıktan, üzüntüden ya da herhangi bir sebepten ötürü söz söyleyecek durumda olmamak.
- "Boşuna uğraşma, evin yanışına öyle üzülmüş ki ağzını bıçak açmıyor."
[
Ağzını bıçak açmamak]
"Akan sular durmak" deyimi ve açıklaması
- Tersi söylenmeyecek bir durum meydana gelmek, itiraz edilecek bir nokta kalmamak.
- Artık itiraz edilebilecek, karşı durulacak bir nokta kalmamak.
- "Siz Mehmet Ağa`ya gidin, o devreye girdi mi akan sular durur, kolay anlaşırsınız."
[
Akan sular durmak]
"Aklı başında olmamak" deyimi ve açıklaması
- İyi düşünebilir durumda olmamak.
- Bayılmak, kendisinden geçmek.
- "Artık aklı başında olmamak onun işine geliyor sanki, böylece sorumluluktan kurtulacak, rahat edecek."
[
Aklı başında olmamak]
"Allaha ısmarladık" deyimi ve açıklaması
- Esen kal. Seni tanrıya emanet ediyorum. Tanrı seni her türlü kötülükten korusun. (Ayrılırken kalana söylenir.)
[
Allaha ısmarladık]
"Ama aman (bir şey) olmamak" deyimi ve açıklaması
- Beğenilecek bir şey olmamak, öyle pek güzel olmamak.
[
Ama aman (bir şey) olmamak]
"Aslı astarı olmamak" deyimi ve açıklaması
- Yalan olmak, doğru olmamak, gerçek olmamak.
[
Aslı astarı olmamak]
"Aslı faslı olmamak" deyimi ve açıklaması
- Uydurma olmak, yalan olmak, gerçek olmamak, doğru olmamak, asılsız olmak.
[
Aslı faslı olmamak]
"İki paralık etmek" deyimi ve açıklaması
- Değerini, onurunu çok düşürmek.
- "Seni arlanmaz utanmaz seni, beni iki paralık ettin, senin yüzünden topluma çıkamaz oldum!"
[
İki paralık etmek]
"Keyfinin kâhyası (olmamak)" deyimi ve açıklaması
- Birisine karışmaya hakkı olmamak, istediği gibi yaşamasına engel olmamak.
- "O benim keyfimin kâhyası olamaz, ben dilediğim gibi yaşarım, karışamaz bana!"
[
Keyfinin kâhyası (olmamak)]
"Sağır sultan bile duydu" deyimi ve açıklaması
- İşitmedik kimse kalmadı, hemen herkes işitti, duymayan kalmadı.
- "Haklarında çıkan dedikoduyu sağır sultan bile duydu ama siz duymadınız öyle mi?"
[
Sağır sultan bile duydu]
"Sıfırı tüketmek" deyimi ve açıklaması
- Elinde avucunda bir şey kalmamak, malı ve parayı bitirmek.
- Gücü kalmamak.
- "Bu kadar düşüncesiz davranmasaydı sıfırı tüketmezdi."
[
Sıfırı tüketmek]
"Tadı tuzu kalmamak" deyimi ve açıklaması
- Eski zevk veren yanı kalmamak, yavanlaşmak, güzel ve çekici durumu ortadan kalkmak.
- "İşlerimizin artık tadı tuzu kalmadı."
[
Tadı tuzu kalmamak]