"Duman attırmak" deyiminin anlamı nedir?
- Geride bırakmak, zor duruma düşürmek, birini yıldırmak.
- "Silâhını çeken komutan etrafa duman attırmaya başladı."
Duman attırmak deyimine benzer deyimler
"Adam olmak" deyimi ve açıklaması
- Bir kişi yetişip topluma yararlı duruma gelmek.
- İşe yaramayan bir şey onarılıp işe yarar duruma gelmek.
[
Adam olmak]
"Adam oluncaya kadar dokuz fırın ekmek ister" deyimi ve açıklaması
- Yetişip topluma yararlı duruma gelmek.
- İşe yaramayan bir şey onarılıp işe yarar duruma gelmek.
- Yetişip topluma yararlı bir kişi olması için uzun zaman gerek.
[
Adam oluncaya kadar dokuz fırın ekmek ister]
"Amana gelmek" deyimi ve açıklaması
- Önce direnirken zor karşısında baş eğmek.
- "Aman dilemek."
- Teslim olmak, önce direnirken zor karşısında boyun eğmek.
- "Nihayet düşman amana geldi."
[
Amana gelmek]
"Aman dedirtmek (amana getirmek)" deyimi ve açıklaması
- Karşı koyan birini boyun eğmek zorunda bırakmak, teslim olmaya zorlamak.
- "Düşmana aman dedirtmek boynumuzun borcu oldu artık."
[
Aman dedirtmek (amana getirmek)]
"Arkada bırakmak (Birini, bir şeyi)" deyimi ve açıklaması
- Birini geçmek, geride bırakmak.
- Bir şeyden uzaklaşmak.
[
Arkada bırakmak (Birini, bir şeyi)]
"Avucunun içine almak" deyimi ve açıklaması
- Birini her dediğini yapar duruma getirmek, baskı ve etkisi altına almak.
[
Avucunun içine almak]
"Avuç açtırmak" deyimi ve açıklaması
- Yardım ya da para ister bir duruma düşürmek.
[
Avuç açtırmak]
"Ayağını kesmek (Bir yerden)" deyimi ve açıklaması
- Bir yere gitmez, uğramaz olmak.
- Birini bir yere artık uğramaz duruma getirmek.
- "Öyle korkutun ki o adamın ayağı kesilsin bu meyhaneden?"
[
Ayağını kesmek (Bir yerden)]
"Bağrına basmak" deyimi ve açıklaması
- Kucaklamak, kolları ile sararak göğsüne yaslamak.
- Birini gözetip kayırmak, koruyup yetiştirmek.
- "Amcası, yeğenini bağrına basmakta geçikmedi.
- Göğsü üzerine yaslanıp sevmek.
- Birini sevgi ve şefkatle yanına alıp korumak, yetiştirmek.
[
Bağrına basmak]
"Fena etmek" deyimi ve açıklaması
- Kötü duruma düşürmek, işini bozmak, zor durumda bırakmak, dövmek.
- "Biraz daha konuşursan seni fena edeceğim."
[
Fena etmek]
"Yerden yere çalmak" deyimi ve açıklaması
- Çok hırpalamak, acınacak duruma düşürmek, zor durumlarda bırakmak.
- "Bütün milletin içinde yerden yere çaldı delikanlıyı."
[
Yerden yere çalmak]
"Yüzünü kara çıkarmak" deyimi ve açıklaması
- Yaptığı bir iş ya da davranışla birini utandırmak, mahçup duruma düşürmek.
- "Sakın onu gönderme, yüzünü kara çıkarır yoksa, pişman olursun!"
[
Yüzünü kara çıkarmak]