"Borç benim kasavet senin mi?" deyiminin anlamı nedir?
- Borcunu düşünmek borçluya düşer. Sen niçin üzülüyorsun?
Borç benim kasavet senin mi? deyimine benzer deyimler
"Abacı, kebeci; (ya) sen neci?" deyimi ve açıklaması
- İlgililerin bu iş üzerinden konuşmaları, uğraşmaları doğaldır. Sen neci oluyorsun?
[
Abacı, kebeci; (ya) sen neci?]
"Adamlık sende kalsın" deyimi ve açıklaması
- Bu işi asıl olsa sana yaptıracaklar. Bari kendiliğinden yap da onurunu koru.
- O san fenalık yaptı ama sen ona iyilik yap.
[
Adamlık sende kalsın]
"Ağzına bir zeytin verip altına bir tulum tutmak" deyimi ve açıklaması
- Birine yaptığı küçük bir iyilik karşılığı olarak ondan büyük çıkar sağlamayı düşünmek.
[
Ağzına bir zeytin verip altına bir tulum tutmak]
"Akıl etmek" deyimi ve açıklaması
- Akıllıca bir iş yapmak, bir önlem almak.
- Herhangi bir önlem ve çareyi zamanında düşünmek, vaktinde hatırlamak.
- "Sular kesilecekti ama kovaları doldurmayı akıl edemedim."
[
Akıl etmek]
"Aklına gelmek" deyimi ve açıklaması
- Hatırlamak.
- Bir şeyi yapmayı düşünmek, tasarlamak.
- "Aklıma geldi, kalkıp babama gittim."
[
Aklına gelmek]
"Aklına (aklını) takmak" deyimi ve açıklaması
- Bir şeyi devamlı olarak düşünmek, bir fikre sürekli olarak zihninde yer vermek ve zihni onunla meşgul etmek.
- "Onu niçin kırdım, aklıma takıldı düşünüp duruyorum."
[
Aklına (aklını) takmak]
"Aklında geçirmek (İçinden geçirmek)" deyimi ve açıklaması
- Bir şey yapmayı düşünmek, tasarlamak.
- " Gönlünden geçirmek."
[
Aklında geçirmek (İçinden geçirmek)]
"Aklından geçmek" deyimi ve açıklaması
- Şöyle ya da böyle olabileceğini düşünmek.
- Aklından geçirmek.
[
Aklından geçmek]
"Aklını peynir ekmekle yemek" deyimi ve açıklaması
- Akılsızca, şaşkınca, delice işler yapmak.
- "Misafirliğe böyle gidilir mi? Sen aklını peynir ekmekle mi yedin?"
[
Aklını peynir ekmekle yemek]
"Alıp vermek" deyimi ve açıklaması
- Yürek çarpıntısı geçirmek.
- Bir konuyu içinden kendi kendine tartışmak, evirip çevirip düşünmek.
[
Alıp vermek]
"Alnının damarı çatlamak" deyimi ve açıklaması
- Başarmak için çok sıkıntı çekmek, çok çaba sarf edip emek vermek.
- "O yolu açıncaya kadar benim alnımın damarı çatladı, sen ne halt etmeye bozuyorsun?"
[
Alnının damarı çatlamak]
"Ben hancı, sen yolcu (oldukça)" deyimi ve açıklaması
- "Özel ilişkilerimiz sürüp gittikçe senin bana işin düşer" ya da
- "Nasıl olsa yine karşılaşacağız" anlamında kullanılır.
- "Demek şu küçük paketi götürmüyorsun, öyle olsun, ben hancı sen yolcu, bugünün yarını da vardır."
[
Ben hancı, sen yolcu (oldukça)]